Sahil boyunca görülebilecek El-Jedid camii gibi, yerel mimari ile yapılmış Osmanlı Camileri görülmeye değer.
![]() |
| El-Jedid Cami |
Sömürge sonrası dönemde sayıları oldukça azalmış olmasına rağmen küçük bir Hıristiyan nüfus olduğu söyleniyor. Dolayısıyla etrafta artık pek de kimselerin uğramadığı, üstelik bakımsız kalmış çok sayıda kilise görmeniz mümkün.
Batı etkisi elbette başkentte kendisini hissettiriyor, ama yöresel mimari veya sokaklardaki özgünlük kesinlikle kaybolmamış .Tahmin edilebileceği gibi, tüm trafik ve sokak tabelaları Arapça ve Fransızca, sohbetler de bu duruma benzerlik gösteriyor aslında, iki dilden de kelimeler duymak çok normal, Berberice’nin de nüfusun %20’si tarafından şekilde konuşulduğunu söylüyorlar.
Şehir deniz kıyısında da olsa, iç taraflar saatlerce gezmeye değecek sürprizler ve güzel noktalarla dolu. Şehir gezisi sırasında şanslıysanız bir semt pazarına denk gelebilirsiniz. Manzaranın sizi şaşırtacağına eminim, o gürültülü kalabalığa ve koşturmacalı karmaşaya yaklaşmak gerçekten cesaret istiyor.
![]() |
| Şehir Merkezindeki Postane Binası |
Yollarda bazen seyyar çaycılara rastlanabiliyor. Belki Afrika belki Arap usulü, çayı küçük bir bardağa köpürterek ve yukardan nişanlayarak dolduran bu geleneksel çay deneyimi kaçmaz.
Çaylarda çoğunlukla şeker kendiliğinden vardı, en azından oldukça şekerli bir tüketim alışkanlık var diyebilirim. Bizim alışkın olduğumuz şekilde ‘sıcak çay’ içme isteğinizi özellikle iletmeniz gerekebilir, çaya biraz da kahve usülü bir yaklaşımları var, küçük ve kalın bardaklar kullandıkları için çabucak ılınıveriyor içecekler.
Yazının devamı 3. bölümde
Diğer bloglarım için;
Yurtdışı Turları



